Tok Gurme olarak hiçbir ürünü biz üretmiyoruz. Ama bu, raflarımıza gelen her ürünü "olduğu gibi" kabul ettiğimiz anlamına gelmiyor. Aksine, üretici olmamak; daha tarafsız, daha seçici ve daha sorumlu bir filtre olmayı gerektiriyor. Bizim işimiz seçmek. Ve bu seçim, market raflarındaki sıradanlıktan çok uzakta, ciddi bir sürecin sonucu.
Tok Gurme’de bir ürünün raflara girmesi için sadece “doğal” ya da “organik” demesi yeterli değil. Bugün 700'e yakın ürün çeşidimiz var ama bu noktaya gelene kadar 200’e yakın ürün, beklentilerimizi karşılamadığı için elendi.
Seçim sürecimizde dikkate aldığımız başlıca kriterler:
Biz bir annenin çocukları için alışveriş yaparken gösterdiği dikkati, glutensiz veya vegan diyeti uygulayan bir bireyin etiket okuma hassasiyetini çok iyi anlıyoruz. Aynı zamanda damak zevki yüksek, gerçekten “farklı” ve rafine tatlar arayan gurme müşterinin beklentilerini de...
Bu yüzden Tok Gurme raflarına giren her ürün şu üç soruya yanıt verebilmelidir:
Bugüne kadar birçok ürün, içeriğinde gizlenen katkı maddeleri, gerçek dışı beyanlar veya müşterilerimizden gelen doğrudan geri bildirimler sayesinde portföy dışına alındı. Sadece analizler değil; sosyal medya yorumları, mağazamıza gelen müşterilerin deneyimleri ve WhatsApp üzerinden aldığımız geri dönüşler de bu sürecin bir parçası.
Bazen “çok satılan” ama müşteri deneyimi açısından yetersiz kalan bir ürünü, sırf daha fazla kazanacağız diye raflarımızda tutmak yerine listeden çıkardık. Çünkü Tok Gurme, kısa vadeli ticari kazançların değil; uzun vadeli güven ilişkilerinin peşinde.
Tok Gurme bir üretici değil. Ancak bu, daha az sorumluluk taşıdığımız anlamına gelmez. Biz, müşterilerimizin yerine binlerce ürünü inceliyor, analiz ediyor, tadıyor ve eliyoruz. Seçici olmak, bizim için bir pazarlama stratejisi değil; bir sorumluluk biçimi.
Ticaretin merkezine ürünü değil, müşteriyi koyuyoruz. Bu nedenle Tok Gurme bir marketten çok daha fazlası: Her ürün için bir söz. Her rafta bir güven.